Bodrum 20. yüzyıl başlarında küçük ve sakin bir sahil kasabasıyken, halkın başlıca geçim kaynakları, balıkçılık, süngercilik ve özellikle de kaçakçılıkmış. Kaçakçılık İstanköy yani Kos adasıyla karşılıklı olurmuş. Bodrum'dan Tütün, Kos'tanda rakı, kahve vs gelirmiş. Turgutreiste kaldığım apart direk Kos adasına bakıyordu. Yüzerek gidilebilcek kadar yakın. Kaçakçılık yapılmasına şaşmamak lazım.
İşte bizim Halil Efe ve arkadaşı İbram Çavuş'ta hayatlarını bu yolla kazanıyorlarmış. Tabi bu sıralarda Ege'de Yunanlılar var. Bodrum halkı bir yandan işgalcilerle savaşıyor, bir yandan da devletin seçip gönderdiği işbirlikçi yöneticilerle boğuşuyorlarmış.
Halil Efe kaşı gözü ,eli yüzü düzgün, cesurmu cesur, yiğitliği de dillerde bir delikanlıymış. Bir de Bodrum kaymakamı var tabi, astığı astık, kestiği kestik. 'Çerkez kaymakam'.
Türkü’nün bayan kahramanının asıl adı Havse (Hafize). Havse Türkbükü’lü çengi Kel Güssüm (Gülsüm)'ün kızı. 'Çakır Gülsüm'. Gülsüm'ün güzelliği tüm yörenin dilindeymiş. Bitez yalısında otururmuş, adı Halil‘le beraber anılırmış. Bunca dillenen güzellik Bodrum Kaymakamının da kulağına ulaşmış. Çerkez Kaymakam efenin nişanlısını kaçırıp güzel Gülsüm’e sahip olmak istemiş ve kolcularını Bitez yalısına göndermiş. Feryat figan almışlar Gülsüm'ü sandala. Tam sandal kıyıdan uzaklaşmak üzereyken çökertme tarafından hızlı hızlı gelen sandal görünmüş, Halil'in sandalı... Kürekleri kanat gibi açılıp kapanıyormuş. Bir yanda kaymakam kolcularının sandalı, bir diğer yanda da Bitez'e gelen Halil’in sandalı, yanında da arkadaşı İbram Çavuş. İbram Çavuş asılmış küreklere, Halil ise ayakta gözünü siperlemiş eliyle kolcuları gözlüyor. Millet sahile dökülmüş yürekleri ağzında seyrediyorlarmış onları. İki sandal burun buruna gelince vuruşma başlamış. Patlayan silah sesleri, Gülsüm’ün figanı, İbram Çavuş kapanmış sandala haykırıyor, ”Gitti.Yiğit Halil gitti.Vurdular Halil’i. Kalleş Kaymakamın adamları vurdu Halil‘i.
Kolcuların sandalı Bodrum’a hızla Gülsüm‘ü götürürken, Halil’in sandalı da ağır ağır sahile yaklaşmış. Halil'den oluk oluk kan akıyor. Kan ağlıyor Halil Efe, İbram Çavuş'un kollarında. Sonra kalabalığı hıçkırık ve ağıt sesleri sarmış. Aralarından da yanık bir ses. Hem ağlayan, Hem ağlatan...
Çökertme'den Çıktım Da Halil'im
Aman Başım Selâmet,
.....
.....


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder