MFÖ-Benim Hala Umudum Var

Hakkımda

Fotoğrafım
Bendeniz okumuş adam olmuş, çalışmaya başlamış sonra oda kesmemiş daha büyük bir adam olacakmış gibi mastera başlamış, sora ikisini bir beceremeyip işinden istifa etmiş, halende master teziyle uğraşan maymun iştahlının biri DEĞİİİİLLLL, maymunun ta kendisiyim.... scentinunderworld@gmail.com

30 Kas 2010

...yine bir 30 Kasım...


Sabah herzaman ki gibi isteksiz bir sekilde yatağından kalkmış ve okul formasını giymişti. Henüz 11 yaşındaydı ve herşey ona zor geliyordu. Oysa önünde baş etmesi gereken koca bir ömür vardı. Abla ve kardeş ile paylaştığı odadan çıktı. Anne kahvaltıyı hazırlamış kızlarını bekliyordu, aklındaysa hep Ankara'da ki hayat arkadaşı vardı. Kahvaltının tam ortasında anane gelmişti. Hiç bu saatte gelmezdi ama çocuk aklı ya neden diye sorgulamadı bile, kardeşleriyle birlikte evden çıktı.

Okuldan sonra ilk defa ikiz kardeşinin okuluna uğradı, canı muziplik yapmak istiyordu ve kardeşin yerine derse girdi. Daha sonra da evdekiler merak etmesin diye kardes ile birlikte eve telefon ettiler. Yenge çıktı telefona hiç soru sormadan tamam dedi. Ev çok kalabalıktı telefona uğultular geliyordu. Kardeşiyle elele okuldan dönüyorlardı, evin etrafında dolanan diğer yengeyi gördüler. Suratı bembeyaz, gözleri şişmiş bir şekilde yanlarına geldi. O zamanlar aralarında kırgınlık vardı ve gelmesi şaşırtıcıydı, ama çocuk aklı yine sorgulamadı bunu ve gidip sarıldı yengeye...

Asansör 4. kata doğru yol alırken,  yenge 'ev biraz kalabalık ürkmeyin olur mu?' dedi. Evet ev gerçekten çok kalabalıktı üst katlara kadar uzanan ayakkabı çokluğu şaşırttı ikizleri. İçeri girip salona doğru baktı çocuk, Ankara'da olması gereken babanne kalabalığın doldurduğu salonda yere oturmuş kapıya doğru bomboş bakışlar atıyordu. O sırada iki el çocukların omzuna uzandı ve odalarına doğru götürdü onları. Sonra başka bir el pide getirdi önlerine, kıymalı pide....

Dayı odaya gelmiş ikizlerle konuşuyordu ki, anne göründü kapıda. Anneyi ilk defa bu kadar bitkin görmüştü çocuk. Anne dayıya bakıp, büyük bir metanetle önce yemeklerini yesinler dedi. Dayı peki demişti, ama konuşmaya devam etti, babanız dedi, durumu biraz ağırlaşmış Denizli'ye getiriyorlar. Çocuk sadece baktı, bir sonra ki cümleyi söylememesi için yalvarırcasına baktı. Dayı devam etti, 'Bundan sonra sizin babanız benim.' Sabahtan beri olan bitenden hiçbirşey anlamamış, anlamak istememiş olan çocuğun gözlerinde birazdan neler olacağını biliyormuş gibi bekleyen yaşlar, o an akmaya başladı ve bir daha da dinmedi.



Share |

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder