Bu yazı kardeşime ait ve onun bunu paylaştığımdan haberi yok :))) Sizde okuyun istedim...
http://paranoyakdonkisot.blogspot.com/
Cok ta farkli olmayan ama doyamadigim gecelerden biriydi, penceremin önüne oturmus islanan sokaklari izliyordum. Rakima beyaz peynir eslik ederken, benim yoldasim da Müzeyyen Ablaydi. Her zaman ki gibi dertlesiyorduk, daha dogrusu, o anlatiyordu bense keyifle dinliyordum. Tüm meyhanelerini geziyorduk sevdicegini alan Istanbul sokaklarinin, mehtapli gecelerde, hep onu aniyor onu anlatiyordu, sarkilar onu söylüyordu, huysuzdu ama tatliydi. O kadar icten anlatiyordu ki yudum yudum iciyordum asklarini. Pencerede olusan yansimamla gözgöze geldigim o anda bir bahar aksami rastladim size diyordu, neden basinizi öne egdiniz. Kendimle yüzyüze gelmistim, büyülü bir andi, neden basimi öne egmistim, kime, neye egilmistim. Yüzümde olusan tebessümle farkettim ki gercekle hayal arasinda sıkısmıstım, "tipki Don Kisot gibi" dedim ve bir kahkaha attim, daha bir keyifli iciyordum, büyük bir yudum aldim. Don Kisot ta kendi hayalinde yarattigi düsmanlarla savasmiyor muydu. Agzindan alev toplari firlatarak gelen ejderha, aslinda masum bir yel degirmeni degil miydi yoksa ben mi yanlis hatirliyorum. Benim sorunum da buydu, büyütmüstüm, kendime düsmanlar büyütmüstüm. Belki masum yel degirmenleri degillerdi ama aciz, zavalli insanciklardi, zaman kaybindan baska ne zararlari olabilirdi ki bana, ben olmasaydim, ben büyütmeseydim. Ben Don Kisot'um dedim, paranoyak bir Don Kisot, herkesi düsman gören paranoyak Don Kisot. Sevgilisine zarar vericeginden korkup yel degirmeniyle savasmis, galip oldugunu sandigi halde kendi elleriyle sevgilisine zarar vermisti. Evet, dogruydu... Bu psikoloji bana zarar vermekten baska birsey yapmazdi, kendime bunu yapamazdim, yapmamaliydim. Senin de dedigin gibi, " Kapi acik arkani dön ve cik istenmiyorsun artik " :)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder